Biyografi Kültür & Sanat

Vincent van Gogh Hayatı

Vincent Willem van Gogh, 20. yüzyıl sanatını derinden etkilemiş, post-empresyonist bir ressamdır. Rembrandt ile birlikte Hollanda’nın en büyük iki ressamından biri olarak da kabul edilir. Vincent van Gogh, hayatı boyunca ruhsal hastalıklarla mücadele etti ve yaşarken çok kısıtlı bir üne sahip oldu.

 

Vincent van Gogh, Campo di grano con cipressi

 

Çocukluğu ve Gençliği

 

Vincent Willem van Gogh, 30 Mart 1853’te Hollanda’ın Zundert şehrinde dünyaya geldi. Babası Theodorus van Gogh, oldukça ciddi bir rahip ve annesi Anna Cornelia Carbentus ise sanatçıydı. Van Gogh, oldukça hassas bir çocuktu. İlerleyen yıllarda Van Gogh’un iki erkek kardeşi ve üç genç kız kardeşi doğdu.

 

15 yaşındayken Van Gogh’un ailesinin maddi durumu kötüye gitmeye başladı. Okulu bırakıp amcasının sanat galerisi Goupil & Cie’de çalışmak zorunda kaldı. Yaşı genç olmasına rağmen bu dönemde Van Gogh, Fransızca, Almanca ve İngilizce bilmekteydi.1873’te İngiltere’deki Groupil Galerisine gönderildi. Burada İngiliz kültür ve sanatını inceleme şansı buldu. Burada ev sahibinin kızı Eugenie Loyer’e aşık oldu. Ancak evlenme teklifi reddedildi. Bu durum Van Gogh’u ruhsal bir bunalıma sürükledi. İş yerinde de sürekli sorun çıkarmaya başladı ve sonunda kovuldu.

 

Yaşadığı olaylardan sonra Van Gogh kendini tamamen dine adama karar verdi. Rahip olmak için Amsterdam’da Teoloji sınavlarına girmeye hazırlandı. Bir yıllık eğitimin ardından Latince sınavlarına girmeyi reddetti. Latince’yi ölü bir dil olarak görüyordu. Nihayetinde başvurusu reddedildi. Benzer hadiseler Belçika Kilise’sinde de tekrarlandı. Van Gogh Belçika’nın güneyindeki madenlere gitmeye gönüllü oldu. Burada hastalara baktı ve vaaz verdi. Ancak Evanjelik komiteler tuhaf yaşam tarzından memnun değildi. Bu yüzden de sözleşmesi yenilenmedi.

 

Vincent van Gogh , A Pair of Shoes

 

Resme Başlaması

 

1880’de Van Gogh sanatçı olmak için Brüksel’e taşınmaya karar verdi. Kardeşi Theo, Van Gogh’u finansal olarak desteklemeyi teklif etti. Böylece sanatına odaklanmak için fırsat buldu. Van Gogh’un resim yapmaya başlaması, ruh halinin dengeli kalmasına yardımcı oldu.1885’te ilk ustalık eseri olarak adlandırılan “Patates Yiyenler” adlı tabloya başladı.

 

Van Gogh, erkek kardeşinin de yaşadığı Paris’e taşınmaya karar verdi. Paris’te, izlenimci sanatla tanıştı ve ilham aldı. Bu dönemde pek çok ressamla birlikte çalıştı. Van Gogh aşırı tutkuluydu ve diğer ressamlarla eserleri ile ilgili tartışıyordu. Hatta bazılarını bıktırıp uzaklaştırıyordu.

 

 

Vincent van Gogh , Sunflowers

 

Arles Yılları

 

Van Gogh’un ilgisini çeken bir diğer şey Japon Felsesefi oldu. Japonya’ya benzediğine inandığı Güney Fransa’daki Arles Kasabası’nda bir ev aldı. 1888’de yeni evine taşındı. Ancak burada yaşamak ona hiç iyi gelmedi. Sağlıksız bir yaşam tarzı vardı ve kısa sürede bitkin düştü. Kardeşi Theo endişelendiği için Paul Gauguin’i onun yanına gönderdi. Paul arkadaşı olmasına rağmen sürekli kavga ettiler. Bir kavga sonrası Van Gogh sinir krizi geçirerek kulağını kesti. Erkek kardeşi Theo, olayı öğrenince Paris’ten gelmek zorunda kaldı.

 

Hastaneden çıktıktan sonra Van Gogh, erkek kardeşinin de gidişiyle yalnız ve depresif haline geri döndü. Arles halkının onun tehlikeli olduğunu söylemeye başlamasıyla Saint Paul de Mausole Hastanesi’ne yatmayı kabul etti. Hastanede resim yapmaya devam etti. Brüksel’deki resim sergisinin talebi üzerine “İrisler” ve “Yıldızlı Gece” gibi resimlerini gönderdi.

 

Vincent van Gogh, Notte stellata

 

Ölümü ve Mirası

 

31 Ocak 1890’da, Theo ve karısı Johanna’nın çocukları oldu. Ona Van Gogh’un adını verdiler. Bu dönemde Paris yakınlarındaki Auvers’da yaşayan Dr. Paul Gachet, Van Gogh’u hastası olarak kabul etti. Mayıs ayında kardeşi Theo onu ziyarete geldi. Kardeşine maddi sıkıntılardan ve parasına dikkat etmesinden bassetti. Van Gogh ise bu konuşmayı artık Theo’nun resimlerini satmayacağı olarak yorumladı.

 

27 Temmuz 1890’da, Vincent Van Gogh sabah saatlerinde dolu bir tabancayla kendini göğsünden vurdu. Kanlar içinde kalan Van Gogh Hastaneye kaldırıldı ve doktorlar kardeşine haber verdiler. Birkaç gün sonra Van Gogh kardeşinden onu eve götürmesini istedi. 29 Temmuz’da 37 yaşındayken öldü. Birkaç ay sonra sifilizden zayıf düşmüş ve kardeşinin ölümüyle sarsılmış Theo da öldü.

 

 

Theo’nun karısı Joanna, Vincent Van Gogh’un eserlerini sergilenmeleri için toplamaya çalıştı.1901’de, Van Gogh’un resimlerinin 71’i Paris’te sergilendi. Bu sergi sonrası büyük bir şöhrete kavuştu.

 

 

 

 

 

 

ANASAYFAYA DÖN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir